İZMİR- Eğitim Sen İzmir 3 No’lu Üniversiteler Şubesi Kadın Sekreterliği, geçtiğimiz hafta Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde bir akademisyenin kadın öğrencilere yönelik cinsel tacizde bulunduğu haberlerinin çeşitli haber sitelerine yansıması üzerine yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğrencileri adına yayınlanan metinde yer alan ifadelerin tacizin çok daha derin boyutları olduğunu ortaya koymasına rağmen, Dokuz Eylül Üniversitesi yönetiminin 2014 senesinden beri kamuoyuna yansımış herhangi bir açıklamasının olmadığı kaydedildi. Kadına yönelik her türlü şiddetin politik bir sorun olduğu belirtilirken, Eğitim Sen’in tacize sessiz kalmayacağı ve adli süreçleri başlatmaya hazırlanan öğrencilerin yanında oldukları ifade edildi.

Açıklamanın devamı ise şöyle:

ERKEK DAYANIŞMASI DEVREYE GİREREK TACİZİN ÜSTÜ ÖRTÜLÜYOR

Eşitliğin, özgürlüğün deneyimleneceği mekanlar olması gereken üniversitelerde karşılaşılan cinsel taciz olgusu, akademik hiyerarşinin oldukça keskin ve özellikle yönetim düzeylerinde kadınların sayısının yok denecek kadar az olduğu üniversitelerin erkek egemen karakterinden kaynaklandığı gibi yaş ve akademik hiyerarşi içerisindeki statü de şiddetin katmerleşerek kadınların aleyhine işleyen bir sürece dönüşmesine neden oluyor. Bu hiyerarşi ve statüye dayanarak gerçekleştirilen tacizin dile getirildiği birçok durumda erkek dayanışması devreye girerek tacizin üzeri örtülüyor. Kadınlar, maruz kaldıkları şiddeti dile getirdiklerinde kadının beyanının görmezden gelindiği, kadınların kendini savunmaya ve yaşadığı olayı ispatlamaya itildiği, kadının ahlakının ve psikolojisinin sorgulandığı birçok deneyim yaşadık.

KADIN ÖĞRENCİLERİN BEYANI SON DERECE AÇIK VE ANLAŞILIRDIR

Kadınlar erkek şiddetine uğradığında, sonrasında yaşanan böylesi süreçlerle tekrar tekrar maruz kaldıkları şiddetin dozu da artıyor. Karşı karşıya kaldıkları tüm bu olumsuzluklara ve şiddete karşın, kadınlar kadın mücadelesiyle biriktirdikleri ile tacize uğrayan kadınların sürüklendikleri bu duruma itiraz etmiştir. Kadın öğrencilerin beyanı son derece açık ve anlaşılırdır.

Süreç, kadın öğrencilerin beyanı esas alınarak işletilmeli, tacizin teşhir edilmesinin ardından kadınların ikinci bir mağduriyete ve tekrar tekrar üretilen şiddete maruz bırakılmadan, cinsel tacize karşı kadınları koruyan bir yaklaşımın esas alınmasını talep ediyoruz. Deneyimlediklerimiz kadınlara uygulanan her türlü şiddet dile getirildiğinde kadının kendini savunmaya ve söz konusu olan şiddeti ispatlamaya itildiği, erkeğin değil kadının, tacizi yapanın değil tacize uğrayanın sorgulandığıdır.
Eğitim Sen olarak yaşadıkları tacize sessiz kalmayarak adli süreçleri başlatmaya hazırlanan öğrencilerimizin yanında olduğumuzu, süreci takip edeceğimizi kamuoyuna duyururuz.

TÜM İDARİ MERCİLERİ TACİZ KARŞISINDA TUTUM ALMAYA ÇAĞIRIYORUZ

Daha önce Dokuz Eylül Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde gerçekleşen benzer bir taciz vakasında tacizi yapanın işletilen disiplin süreci sonucunda Eğitim Sen üyeliğine son verilmiş, taciz karşısında sendikamız son derece net bir tutum almıştır. Başta fakülte dekanlığı ve rektörlük olmak üzere tüm idari mercileri, burada örgütlü tüm sendikaları, sivil toplum örgütlerini taciz karşısında net bir tutum almaya çağırıyoruz.

Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü, taciz iddialarına karşı bugüne kadar işlettiği süreçleri kamuoyu ile paylaşmalı, gerekli soruşturmaları başlatmalıdır.
Hep birlikte yaşam alanımızı savunmak, toplumsal cinsiyet eşitliğini öncelikle kendi yaşam alanlarımızda hayata geçirmek için bu süreçte kadınları güçlendirecek her türlü mekanizmayı işleteceğimizi kamuoyuna bildiririz. Cinsel tacize karşı tarafız, taraf olmaya devam edeceğiz. (HABER MERKEZİ)

Kaynak: Gazete Duvar