YÖK Personel Daire Başkanlığı tarafından üniversitelere gönderilen yazıyla, çok sayıda araştırma görevlisinin kadrosu 33/a’ya geçirilmektedir. Ancak bu süreçte gözlemlediğimiz ayrımcı ve hukuksuz uygulamaların yanı sıra, araştırma görevlilerinin içine itilmek istendiği güvencesizliğin yıkıcı sonuçlarını da YÖK’e bir kez daha hatırlatıp, taleplerimizi ilettik.

Yaşanan sorunların altını çizdiğimiz ve taleplerimizi sıraladığımız yazımızda YÖK’ün dikkatine aşağıdaki maddeleri sunduk:

  • İlgili yazınızla 01.01.2018 tarihine kadar, yeniden atamalar dışında, 33/a’ya geçişlerin tamamlanması istenmektedir. Ancak 33/a’ya geçişlerde, 674 sayılı KHK’nın 49. maddesiyle kadroları 50/d’ye dönüştürülen ÖYP’liler ile ilk atamaları 50/d olan araştırma görevlileriyle ilgili her üniversitede farklı uygulamalara gidilmektedir. Kimi üniversitelerde daha önce ÖYP kapsamında istihdam edilen araştırma görevlileri doğrudan 33/a’ya geçirilirken, kimi üniversitelerde ise 50/d’den 33/a’ya geçiş kriterleri uygulanmaktadır. Sendikamıza ulaşan bilgilere göre kimi üniversitelerde ise söz konusu kriterler sadece, ilk ataması 50/d olan araştırma görevlilerinin 33/a’ya geçişleri için uygulanmaktadır. Bu durumun, araştırma görevlileri açısından eşitsizliğe ve ayrımcılığa neden olduğu şüphe taşımamaktadır.
  • 674 sayılı KHK’nın 49. Maddesi kapsamında kadroları 50/d’ye dönüştürülen araştırma görevlilerinin kadrolarının yeniden 33/a’ya geçirilmesiyle, söz konusu araştırma görevlilerinin mecburi hizmet ve senet yükümlülüğü ile karşılaşacak olmaları sorunu daha da büyütmektedir. Bir taraftan kadrosu 50/d olarak tutulan ÖYP’liler mecburi hizmet ve senet yükümlülüğünden muaf tutulurken, kadrosu 33/a’ya geçirilen ÖYP’lilerin ve 35. Madde araştırma görevlilerinin mecburi hizmet ve mali yükle karşılaşacak olmaları adeta bir cezalandırma aracına dönüşmektedir.
  • Özellikle kadrosu 674 sayılı KHK ile 50/d’ye dönüştürülen araştırma görevlilerinin kadrolarının 33/a’ya geçişinde, ilgili yazınız gerekçe tutularak, araştırma görevlisinin iradesi dışında sadece bölümün tasarrufuyla 33/a’ya geçişler yapılabilmekte, araştırma görevlileri adeta mali yükün altına girmeye zorlanabilmektedir. Bu nedenle, karşılaşılacak olan söz konusu mali yük nedeniyle çok sayıda araştırma görevlisi, görevinden “istifa hakkını” kullanmayı düşünmektedir. Ancak, OHAL ile ilgisi bulunmayan bir konuda üniversiteler, istifa taleplerini de onaylamamakta, anayasaya aykırı biçimde “zorla çalıştırma” yöntemine başvurabilmektedir.
  • Bu hukuksuzluğun yanı sıra, kadrosunun 33/a’ya geçirilmesini talep edecekken ilgili bölüm tarafından iradelerine başvurulmayarak söz konusu geçişten yararlandırılmayan araştırma görevlilerinin varlığını da tarafınıza belirtmek isteriz. 50/d’den 33/’ya geçişleri, ulufe dağıtır gibi kullanmak isteyenler, söz konusu araştırma görevlilerine hiçbir yazılı gerekçe de belirtmemekte, açıkça haklarını gasp etmektedir.
  • Enstitü bünyesinde görev yapan 50/d’liler ise 33/a’ya geçişlerde, “Enstitü bünyesinde 33/a kadrosu bulunmadığı” gerekçesiyle söz konusu geçişten yararlandırılmamaktadır.
  • 01.2018 tarihi itibariyle, doktora ve sanatta yeterlilik eğitimlerini tamamlayanların yanı sıra, Kurulunuz tarafından hukuksuzca alınan “azami süre” kararı nedeniyle de çok sayıda araştırma görevlisi işten atılmakla karşı karşıya kalacaktır. Doktorasını tamamlayan araştırma görevlilerine işsizlik yolunu göstermenin ve hukuksuzluğu açıkça ortada olan “azami süre” kararınız nedeniyle çok sayıda genç bilim insanını işten atmanızın kabul edilebilir hiçbir yanı bulunmamaktadır.
  • Son olarak, ilgili yazınız nedeniyle 01.01.2018 tarihinden önce 33/a maddesi kapsamında araştırma görevliliği kadrosuna atanma hakkı kazanarak, güvenlik soruşturması gibi nedenlerden dolayı ataması 01.01.2018 sonrasına sarkabilecek kişilerin atamalarının 50/d maddesine göre yapılması sorunu da karşımıza çıkmaktadır.

Eğitim Sen olarak belirtmek isteriz ki çok sayıda araştırma görevlisinin emeğini, haklarını ve yaşamını yok sayan, akademinin ve üniversitelerin geleceğini tehdit eden bu uygulamaları acilen durdurmanız gerekmektedir. Aşağıdaki taleplerimizin hızla karşılanması durumunda söz konusu sorunun yıkıcı sonuçlar yaratması engellenecektir:

  • 50/d maddesi uyarınca araştırma görevlisi istihdamına son verilmeli ve iş güvencesiz çalıştırmanın biçimleri olan öğrenci asistanlığı, proje asistanlığı, 50/d, 33/a, 35, ÖYP vb. tüm ayrımlar kaldırılarak güvenceli çalışma ilkesi yaşama geçirilmelidir. Söz konusu güvenceli istihdam biçimi yaşama geçirilene kadar, talep eden tüm araştırma görevlilerinin 33/a kadrosuna geçirilmeleri de sağlanmalıdır. Araştırma görevlilerinin görev tanımı açık ve net olarak belirlenmelidir.
  • Hâlihazırda araştırma görevlileri, öğrenimleri süresince tez yazımı, tez izleme komitesi, tez savunması gibi çok sayıda akademik denetim aşamasından geçmektedir. Dolayısıyla 50/d’den 33/a’ya geçişlerde kriter olarak getirilen performans sisteminin tek amacı, mevcut güvencesiz istihdam biçimlerine meşruluk sağlamaktır. Bu nedenle performans kriterleri kaldırılmalı, akademik yaşamda niceliğe değil niteliğe önem verilmelidir.
  • Israrla ifade ettiğimiz üzere, senet baskısı altında araştırma görevlilerinin bilimsel faaliyet göstermeleri ve hakikat arayışında bulunmaları mümkün olmamaktadır. Bu nedenle araştırma görevlilerinin omuzlarındaki senet baskısı acilen giderilmelidir.

YÖK’e gönderdiğimiz yazıyı görmek için tıklayınız.